Yapay Zeka Nedir?

Öncelikle, internete bağlanabilen telefonlarımıza bakalım ve hep söylendiği gibi akıllı olup olmadıklarını onlara soralım. Yakın vadede buna sağlıklı bir cevap alamayacağımızı az çok hepimiz biliyoruz. Öyleyse neden bu cihazlara akıllı telefon deniyor, acaba yapay zekanın aklı da onlarınki gibi bir şey mi?

Neyse ki yapay zekanın yarattığı yeteneklerin “akıllı telefon” tabirinin getirdiklerinden çok daha fazla olduğuna şahit oluyoruz, özellikle son 10 yılda. Sürücüsüz arabalar, mükemmele yakın çeviri yapan otomatik çevirmenler, yüzdeki ifadeyi, duyguyu tespit edebilen programlar, koku algılatmaya dönük araştırmalar. Bütün bu araçlar günlük hayatımıza da girmiş veya girecek uygulamalar. Onların varlığına alışıyoruz, yükümüzün bir kısmını paylaşıyoruz, kimi zaman varlıklarından şikayet ediyoruz, kimi zaman onlardan aldığımız cevaplara çok gülüyoruz. Peki yapay zeka içeren tüm bu araçları diğerlerinden ayıran şey nedir? Mesela, şu an bu cümleleri okuduğunuz web tarayıcısı veya böylesi dokümanları açan herhangi bir programın, sırf bu harfleri görüntülediği için, akıllı olduğunu iddia etmek, sıradan bir zeka tanımı içerisinde, pek mümkün değilken, diyelim ki önünüzdeki tarayıcı size bu okuduğunuz konulara benzer yazılar için öneriler sunduğunda, bunlarla da ilgilenip ilgilenmeyeceğinizi sorduğunda, bu programın “bir şeyler bildiğini”, “yeni bir şeyler ürettiğini” düşünmek hiç de yanlış veya anormal değil. Bir önceki sorumuza dönelim, bu öneri yapan tarayıcıyı yapmayanından ayıran şey nedir öyleyse?

İlk tarayıcı, biz ona ne söylersek onu yapıyor, ne istersek onu gösteriyor. Diğerindeyse yeni bir bilgi var ve bu bilgi, bizim orada okuduklarımıza, açtığımız sayfaların niteliklerine kendini adapte etmiş bir süreçten çıkmış bir bilgi. Bu tarayıcının yaptıkları bizim ondan istediklerimizin dışında, ekstra şeyler ve bu tarayıcı, bizim ona söylediklerimizi kullanarak, biriktirdiği geçmiş veriden bir çıkarım yaparak, bir karar veriyor, onu bize sunuyor. İşte bu noktada program bize akıllı görünüyor, akıllıca şeyler yaptığını düşünebiliyoruz.

Yapay zeka, en temelde karar verme becerisi gerektiriyor. Akıllı bir programın, çok büyük miktarda geçmiş deneyimi işlemesi, mesela akıllı tarayıcının tüm kullanıcılarının okuma alışkanlıklarını bilmesi, bunlardan çıkarımlar yapması ve problemin çözümüne dair nihai bir karara varması gerekiyor. Böyleyken, tüm bu karar verme sürecini programın tek başına yürüttüğünü söyleyebilir miyiz? Mesela ihtiyaç duyacağı veriyi kendi kendine mi topluyor? Ne tür verilere ihtiyacı olduğunu nereden biliyor? Çıkarımı nasıl yapıyor, kararının yeterli ve doğru olduğuna nasıl varıyor? İşte bütün bu aşamalarda insanın sihirli ellerini belki doğrudan göremiyoruz ama mutlaka orada olmuş olduklarını biliyoruz. Açık ki, insanın katkısı olmadan, bilgisayarın kendi başına tüm bu süreçleri tasarlaması pek mümkün değil, en azından şimdilik.

Anahatlar içinde, keskin bir çerçeveye koymadığımız bu yapay zeka tanımında, insanın neden böyle bir uğraşıya, makinalara zeka kazandırma, doğal hayatı taklit ettirmesi çabasının kökenlerine ise pek fazla değinmedik. Bütün bu çabanın yaşamı kolaylaştırmak, ağır yüklerden insanları kurtarmak için mi başlayıp devam ettiğini, insan aklının sınırlarını bulmak için mi yapay yollara başvurulduğunu, dünyayı ele geçirecek bilgisayarlar istediği için mi insanın makinada zeka arayışlarına giriştiği sorularını ise şimdilik ileriki bir tartışmanın konusu olarak düşünelim. Böylesi bir tartışmaya hazırlık için, bilgisayarların da bir gün kendi varlık nedenlerine ilişkin kafa yorup yormayacaklarını sormakla başlayabiliriz.

Leave a Comment